Semerkant

Zafer Yörük

Zafer Yörük

Uyuyamıyorsan,

"memleketinin hali

seni seslerle uyandırmışsa"

çaresi yok, o seslerin kaynağına;

"gecenin içinde bir sis çanı gibi

vakur metin sade"

çalmakta olan Semerkant'a geleceksin.


Semerkant, İstanbul münevverlerinin telgrafhanesidir. Ne "ulema-i

rüsum" ile ne de "entel-dantel" güruhuyla işi yoktur. Zengin kapıların

"han-ı iştaha" artıklarıyla rızkını çıkarma, küpünü doldurma hevesiyle

yanıp yıkılanların değil, sırf o sofralarda halkın "vücudunu, hayatını,

ümidini, hayalini" yiyenlerin yüzüne tükürmek için inatla yasayan

sufilerin mekanıdır Semerkant.


Ama sanmayın ki Semerkant'ın Sufi ruhlu müdavimleri," tevekkül zilleti"

içindeki dervişlerdir. Çünkü Semerkant, bir telgrafhanedir;

"Durmadan sesler alır

Sesler verir"

Azizlerin gönül yüceliği alimlerin bilgeliğiyle kaynaşır Semerkant'ta;

kapılar münevverliğe açılır.

"Uyuyamayacaksın,

Boğazına kadar içine batmış olduğu yoksulluk, dalkavukluk, zulüm ve

daha nice günahı kesif bir sis perdesiyle örtünerek inkâr etmeye uğraşan

bu şehrin, "dünyanın bu koca kahpesi"nin ta kalbinden gecenin içinde bir

sis çanından akarcasına yayılan sesleri duyacaksın. Sufilik ve

bilgeliğin kapılarından geçip Semerkant'a ulaştığında artık sen de bir

telgrafhanesin; gözüne uyku girmeyecek; durmadan sesler alacak

sesler vereceksin...


Yazanlar:

Tevfik Fikret (Sis; Han-ı Yağma),

Melih Cevdet Anday (Telgrafhane)

Bozan:

Zafer F. Yörük